2016- BilecikRehber

Selöz: “Eğitim, FETÖ için örgüte insan devşirme kompartımanıdır”

Selöz: “Eğitim, FETÖ için örgüte insan devşirme kompartımanıdır”

Eğitim Bir-Sen basın mensuplarıyla kavhaltıda bir araya geldi

Selöz: “Eğitim, FETÖ için örgüte insan devşirme kompartımanıdır”

Eğitim-Bir-Sen Bilecik Şubesi, basın emnsupları ile kahvaltıda buluştu. Eğitim-Bir-Sen yeni binasında gerçekleşen kahvaltıya sendika üyeleri ve basın mensupları katıldı. Kahvaltının ardından Eğitim-Bir-Sen Bilecik Şubesi Başkanı Ahmet Selöz, ülke gündemi ve 2016-2017 eğitim ve öğretim yılına ilişkin açıklamlarda bulundu. Selöz, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Dünyanın, köhne küresel düzenden, hegemonik emperyalizmden, evrensel vesayet çetelerinden kurtulma, arınma sancıları çektiği vakitlerdeyiz. Konumunu korumak isteyenlerle muhalif kimlikler arasındaki mücadelenin seyircisi olmakla yetinemeyiz. ‘Süreç netleşsin, sonuç belli olsun, tarafımızı seçeriz’ ezikliğini hep reddettik, reddedeceğiz. Çünkü bizim yerimiz, yolumuz ve yönümüz bellidir. Taraftar olarak değil, milletten, insanlıktan, özgürlükten, adaletten, huzurdan yana sorumluluk aldık, almaya devam edeceğiz. Özgürlük ve bağımsızlık noktasındaki kararlılığımız bütün heybetiyle, cesametiyle herkesin görüş mesafesindedir. Üye sayımızla, milletimize, ülkemize, ümmete, insanlığa hizmet kaygımızla her zaman öndeyiz. 15 Temmuz işgal kalkışmasına, Pensilvanyalı Lawrence’in mankurtlarına karşı durduk. Hainlere had bildirmek için sağımıza ve solumuza bakmadan caddelere, meydanlara aktık. Tanklara meydan okuduk. Kurşunlara, bombalara, dipçiklere göğüs gerdik. Bir tarafta millet ve Eğitim-Bir-Sen’i zirveye çıkaranlar, diğer tarafta Pensilvanyalı Lawrence ve haşhaşileri, bir tarafta sokak itinden değersiz, ne idüğü belirsiz müptezelin eteğine yapışan ‘1 dolar’lık çakalların ihaneti, diğer tarafta ülkesini darbe ve işgal teşebbüsünden kurtarmak için gemileri yakanların cesareti.  Sonuç mu? İmani dirayet, şeytani ihaneti bitirdi. ‘Altın nesil’ diyerek ‘hain nesil’ yetiştirenleri iyi anlamak zorundayız. İhanetin kronolojisini bütün yönleriyle açığa çıkarmalıyız.. Eğitim, FETÖ için örgüte insan devşirme kompartımanıdır. Ders kitaplarını ve müfredatı arındırmak, en az kamuya yerleştirdikleri unsurları tahliye ve tasfiye kadar önemlidir. Kurumlardaki sızmayı bertaraf ederken, zihinlerdeki sızmayı es geçersek tarih tekerrür eder. Kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye 15 Temmuz sonrası, öncesinden daha güçlüdür”

İslam coğrafyası üzerinde tarih boyunca yürütülen kirli ve çok uluslu hesaplar bugün de kendini hissettirmektedir. Arap Baharı’nın demokrasi ve özgürlükle tanıştıracağı ülke ve toplum sayısının fazlalığından ürkenler İslam coğrafyasını kana buladılar, bulamaya da devam ediyorlar. İslam coğrafyasının kan, çatışma ve savaştan arınmadığı bir dünyanın insan için refah, insanlık için felah merkezi olamayacağı unutulmamalıdır. Bu doğrultuda, kültürel, tarihi ve medeni bağı olmayanların İslam dünyası üzerindeki kirli emellerinin engellenmesi, bölge halklarının evrensel hukuk kuralları ve insan hakları ekseninde özgürlüklerini ve kendi geleceklerini emperyalistlerin değil, kendilerinin belirleme hakkını elde etmeleri, sadece bölge için değil, insanlık ve dünya için de gereklidir.

15 Temmuz’da başlatılmak istenen işgal girişiminin, halkımızın soylu, cesur direnişiyle püskürtülmesinin ardından Türkiye’nin bir yandan Suriye’de DAEŞ ve PYD, içeriden de PKK terör unsurlarına ağır kayıplar verdirmesi, artık yolun sonuna gelen karanlık örgütleri, şuursuz olduğu kadar acımasız eylemler yapmaya itmiştir.

2016-2017 eğitim-öğretim yılı, tüm öğrenciler için yeni bir heyecan, veliler için beklenti ve kaygı, eğitim çalışanları içinse bazı sıkıntı ve belirsizliklerle başladı.

Yeni eğitim-öğretim yılına sıkıntılı bir atmosferde girdiğimiz aşikârdır. Vaktiyle çözümlenmeyen sorunlar, bugün milli varlığımıza tehdit oluşturacak boyutta, büyüyerek karşımıza çıkmıştır. Ancak bundan sonra öz ve biçim açısından, ilk olarak Milli Eğitim’de imkân, kadro ve müfredat olarak, sonra bütün toplum düzeninde köklü değişikliğe gidilmesi, Yeni Türkiye için bir mecburiyete dönüşmüştür.

Yeni eğitim-öğretim yılına, darbe sonrası çalkantılı bir ortamda girmenin sıkıntıları yaşanmaktadır. Kurulduğu günden beri milli iradenin, zengin, çeşitli ve çoğulcu bilginin, temel insan hak ve özgürlüklerinin yanında; zulmün, haksızlıkların, vesayetçilerin karşısında konum alışı ve duruşuyla eğitim meselesini dava edinen sendikal hareketimiz, başta eğitim çalışanlarının her türlü özlük hakları ve çalışma şartları olmak üzere, eğitimle ilgili herkesin ve kesimin sorunlarına çözüm aramayı, çözüm bulmayı amaç edinmiştir. Biz aradaki hassas çizgi ve ölçüyü her zaman muhafaza ederek, tutumumuzu şahsileştirmeksizin ülke ve milletin genel yararını esas kabul ettik. Ülkeye kaybettirecek hiçbir çabanın içinde olmadık, olmayacağız. Bir çeyrek yüzyılı bulan onurlu mücadele ve hak arama geçmişimizde olduğu gibi, bugün de milli duygu ve değerlerin sorumluluğuyla hareket etmenin çabası içerisindeyiz.

Bakanlığın sistem içindeki ve dışındaki insan kaynaklarını iyi yönetmesi gerekmektedir. Yüz bini aşkın öğretmen ihtiyacı varken, yüz binlerce atama bekleyen öğretmen adayının varlığı, insan kaynaklarının yerli yerinde kullanılmıyor olması önemli bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Bunun yanında, başta öğretmenler olmak üzere, eğitim çalışanlarının artık kronikleşmiş sorunlarının çözümünün de en az öğretmen ihtiyacının karşılanması kadar elzem olduğu ortadadır.

Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının yeniden hayata geçirilmesi, erkek kamu görevlilerine dayatılan kılık-kıyafet zorunluluğu, çerçeve yönetmelikteki bazı antidemokratik yaptırımlar yüzünden kamu görevlilerinin yaşadıkları mahrumiyetler, öğretmenlerin kariyer basamaklarına ilişkin yaşadıkları belirsizlik, ek ders esaslarındaki adaletsizlikler, öğretmen açığı, eğitim çalışanlarının atama ve yer değiştirme süreçlerinde yaşadıkları problemler, yönetici görevlendirme süreçlerinde mahkeme kararlarının doğurduğu sorunlar gibi, çözüme kavuşturulması gereken hususların 2016-2017 eğitim-öğretim yılı içerisinde aşılmasını ümit ediyor ve Milli Eğitim Bakanlığı’na bazı önemli başlıklar için çağrıda bulunuyoruz.

 

Geçmişte denenmiş, sonuçları görülmüş ve sürdürülebilirliği olmadığı için vazgeçilmiş sözleşmeli öğretmenlik istihdamının tekrar hayata geçirilmesinin büyük sıkıntıları beraberinde getireceğini daha önce defalarca dile getirmiştik. Getirildiği tarihten kaldırıldığı tarihe kadar, basın açıklamalarımızla, imza kampanyalarımızla sakıncalarına işaret ettiğimiz, yetkililerle yaptığımız her görüşmede gündeme getirdiğimiz sözleşmeli öğretmenlik uygulaması, denenmiş, sıkıntıları görülmüş bir uygulamadır. Standardı tartışmalı çoklu komisyonlarca yapılan böyle bir istihdamın öğretmen olanların sevincinin değil, olamayan çoğunluğun haykırışının daha çok ses getireceği, adaletin tesisinin zor olacağı bu uygulamaya karşı durmaya devam edeceğimizi tekrar ifade ediyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı, mülakatla öğretmen alımından da bir an önce vazgeçmelidir.

Köklü değişikliğe uğradığı 2006 yılından beri uygulanan ve bazı adaletsizlikleri beraberinde getiren ek ders esaslarında ücret dengesizliğine ve mağduriyete neden olan hükümler değiştirilmelidir. Son düzenlemelerden sonra eğitim kurumu yöneticileri aleyhine bozulan ek ders kaynaklı ücret dengesizliği giderilmeli; çalışma barışının ve kurum içi dengenin yeniden sağlanması amacıyla yöneticilere ilave ek ders ücreti ödenmelidir.

-Eğitim-öğretim ve bilim hizmet kolunda çalışan 4/C’li personel kadro konusundaki nihai düzenlemeye kadar memurlara tanınan tüm özlük hakları, gereksiz yargılamalara konu edilmeksizin kendilerine verilmelidir.

 

-Memur, şef ve hizmetli gibi genel idare hizmetleri ve yardımcı hizmetler sınıfı çalışanlarının özlük ve sosyal haklarında iyileştirmeler yapılmalı; hizmetlilerin görev tanımları yapılarak çalışma süreleri belirlenmeli, fazla mesai ücretleri ödenmelidir.

Yükseköğretim reformu konusunda hükûmet programına da giren taahhütler yerine getirilmelidir. Öncelikli beklentimiz ve talebimiz, yükseköğretimin paydaşlarını dışlayan, tepeden inmeci bir tavırla bürokratik zihniyetin ürünü bir taslak üzerinden çalışma yapmak yerine katılımcı, demokratik, şeffaf bir süreçle sözde değil, özde bir reform gerçekleştirilmesidir. Rektörlerin seçimle iş başına gelmesi akademik camiada gruplaşmaya ve kurum içi huzursuzluklara neden olmaktadır.

-Üniversitelerde ortaya konulan toplumsal hizmetin üretimine akademik personel kadar katkıda bulunan ve akademik çevre kavramının ayrılmaz bir parçası olan idari personele de, akademik personele tanınan temel mali ve sosyal haklar verilmelidir.

Terör örgütlerinin yükseköğrenim gençliğinin barınma sorununu istismar ederek bu konuyu eleman devşirme yolu olarak kullanmaları göz önünde bulundurularak, Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun işlevselliğinin ve etkinliğinin artırılması amacıyla kurum çalışanlarının mali hakları başta olmak üzere, özlük hakları iyileştirilmeli; nöbet ücreti olarak müstakil bir ücret ödenmeyerek bunun yerine fazla çalışma ücreti ödenmesi, yurt yönetim memurlarının derece sorunu, teknik hizmetler sınıfı çalışanlarının tazminat sorunu, yurt yönetimlerindeki belirsizliğin giderilmesi, özel ve gece hizmetleri gibi sorunlar çalışan yararı gözetilerek yeniden düzenleme konusu edilmelidir.

Çağ dışı kılık kıyafet yönetmeliğinin erkek kamu görevlileri için öngördüğü kısıtlama ve yasaklamalar hâlâ devam etmektedir. Bu nedenle kamu görevlileri kılık-kıyafet özgürlüğüne kavuşuncaya kadar kararlılıkla serbest kıyafet eylemimize devam edeceğiz. Sendikamızın serbest kıyafet eylemini görmezlikten gelen, çağ dışı uygulamanın takipçiliğine soyunan mülki idare amirlerini de, temel hak ve özgürlüklere, sendikal haklara saygılı olmaya, riayet etmeye davet ediyoruz.

İslam dünyasında bizimle iş birliği, yol ve yön birliği için heyecanlananlar var. Farklı inanç ve dünya görüşüne sahip olup Eğitim-Bir-Sen’i tanımak, bilmek isteyenler var.  Evet, biz yerlilik ve millilik noktasında Türkiye’nin, inanç ve medeniyet noktasında ümmetin emek örgütüyüz. Fakat bildiklerimizi, yaptıklarımızı, hayallerimizi sadece Anadolu coğrafyasıyla, Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika ile sınırlı tutamayız. Bu yüzden, Afrika’dan Asya’ya, Avrupa’dan Amerika’ya bütün kıtaları ilgi, etki ve eylem alanımız olarak kabul ediyoruz. 27 ülkeden 40’a yakın sendika ile ikili görüşmeler yaptık, eğitim ve işbirliği anlaşmaları imzaladık

Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) ve İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik, Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi (SESRIC) tarafından İstanbul’da düzenlenen “İslam Dünyasında Sendikacılık” Uluslararası Sempozyumu sona erdi. Sempozyumun kapanışında Türkçe, Arapça, İngilizce ve Fransızca olmak üzere 4 dilde “İstanbul Deklarasyonu” yayımlandı, deklarasyona 58 ülkeden 80 konfederasyon temsilcisi imza attı. Bildiride, insanlığın yaşadığı en büyük buhranların başında gelen yoksulluk, açlık, işsizlik, küresel savaşlarla mücadele; düzgün iş, verimli istihdam ve güvenli işyerleri oluşturulması için araştırma ve geliştirmenin teşvik edilmesi kararlaştırıldı. Ayrıca sendikal bazda ortak çalışmalara imza atılarak ilişkilerin en üst düzeye çıkarılması mutabakatına varıldı.

İlimiz de 2016 2017 eğitim öğretim yılı İl Milli Eğitim Müdürümüzden hizmetlisine kadar insan üstü bir çaba gayret ve fedakarlık örneği gösterilerek kısmen sorunsuz olarak başlatıldı. Okul yöneticilerimiz hizmetlilerimiz hatta tatilleri devam eden öğretmenlerimiz dahi kurban bayramında bayramın ikinci günü okullarına gelerek okullarımızı sağlıklı bir şekilde eğitim öğretime açmak için çalıştılar. Kendilerini bu fedakarlıklarından dolayı Bilecik Eğitimi adına teşekkür ediyorum. Gerek bina donatım gerekse eğitim öğretim hizmetleri sınıf personeli konusunda çok önemli bir eksikliğimiz olmamasına rapmen en önemli sıkıntımız yardımcı hizmetler personeli yani hizmetli eksiğidir. Bazı okullarımızda bir hizmetli bazı okullarımızda ise hiç hizmetlimiz yok bu konuda İşkur un yönettiği Toplum yararına Çalışma Projesi kapsamında  alınan personel eğitim kurmlarımız için hayati öneme sahiptir. Bu yıl sayı ve kontenjan olarak çok büyük oranda kesintiye uğrayan proje ile ilgili gerek Siyasi aktörlere gerekse bürokratik karar mercilerinden beklentimiz T.Y.Ç.P kapsamında çalışan personel sayısının arttırılmasıdır.

Kamuda teröre bulaşanların tasfiyesini devletin zayıflaması olarak görenler var Fakat onlar yanılıyorlar. Türkiye, terörle mücadelesini artırdıkça, bu sesler kısılacaktır. Yeter ki kararlı olunsun. 15 Temmuz faillerine, irtibatlılarına merhamet etmek, şehitlere, yetimlerine, gazilere ihanet etmek demektir. Hakkında hata yapılmış, yanlış verilerle görevden alınmış, ihraç edilmiş olanlar olabilir mi? Evet, olabilir. Biz bir hak arama örgütüyüz. Bir masumun mağdur olmaması için elimizden geleni yapar, hakkı teslim edilene kadar uğraşırız. Uğraşmaya kendimizi sorumlu sayarız. Fakat süreci sulandırmaya, siyasi bağnazlıklarına ülkeyi meze yapmaya çalışanlar var. FETÖ’cü gri propaganda maalesef devam ediyor. Biz ilkesel duruşumuzu sürdürüyoruz. Terörle bağı olan üyemiz değil, babamızın oğlu da olsa sahip çıkmayız. Ama bir masumu mağdur eden babamız da olsa karşı çıkarız

Terör örgütleriyle mücadele çerçevesinde çok sayıda eğitim çalışanı açığa alınmıştır. Açıkta bekleyen eğitim çalışanlarından masum olanlar daha fazla mağdur edilmeden görevine iade edilmeli ve eğitim-öğretim hizmetlerinin aksamadan yürütülmesi için öğrencileri öğretmensiz bırakmayacak tedbirler alınmalıdır.

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi sonrası, terör örgütü elemanlarının kamudan temizlenmesi ekseninde yapılan idari ve hukuki tedbirler, toplumun hemen her kesimince gerekli ve yerinde bulunmuştur. Ancak bu tedbir ve girişimlerin, toplumun geniş kesimlerinin zan altında bırakılması neticesini ve mağduriyetlerin yaygınlık kazanacağı algısını doğuracak şekilde dikkatsizce yürütülmesinin sürece zarar vereceği aşikârdır.

Milli Eğitim Bakanlığı’nca FETÖ darbe girişiminin ardından yürütülen soruşturmalar kapsamında son olarak 2 bin 400 öğretmen görevden uzaklaştırılmıştır. Söz konusu işlemin dayanağının ise Bylock isimli haberleşme programının kullanılması olduğu ileri sürülmektedir. Bahse konu son görevden uzaklaştırmalar beraberinde çok sayıda soru işareti doğurmuştur. Zira görevden uzaklaştırılanların büyük bir kısmının, daha önce açıklanan kriterlerin hiçbirisiyle en ufak bir ilgisi dahi bulunmayan sosyal çevresi, geçmişi ve toplum içindeki bilinirliği itibarıyla terör örgütüyle zerre kadar bağlantısı olmadığından emin olunan kişiler olması haklı ve yerinde şüphelere sebep olmaktadır.

Bu durum beraberinde, terör örgütünün örgüt içi iletişim gibi önemli bir işlemi, Bylock özelinde toplum nezdinde itibarı ve güvenirliği yüksek olan insanların telefonları, GSM hatları, internet abonelikleri üzerinden gerçekleştirerek hem kendisini gizlediği hem de bu insanları istismar etmek suretiyle faaliyetlerini kamufle ettiği şüphesini akıllara getirmektedir.

Görevden uzaklaştırma olsun kamu görevinden çıkarma olsun, haklarında işlem tesis edilen kişilere somut olarak hangi fiil veya davranışı sebebiyle bu türden bir işlem uygulandığının, hangi fiilinin sabit görüldüğünün bildirilmesi, sürecin şeffaflık içinde yürütülmesini ve toplumun adalet duygusunun yara almamasını sağlayacaktır.

Özellikle Bylock gibi, kişilerin istismar edilmesine açık kriterler üzerinden gerçekleştirilen her türlü işlem ve idari tedbir yönünden istismar sonucu mağdur edilenlerle istismar ederek mağdur edenler arasındaki ayrımın çok dikkatli ve özenli bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Kamu görevinden çıkarma gibi bireysel ve toplumsal sonuçları ağır olan işlemler tesis edilmeden evvel ayrıntılı ve özenli bir teknik incelemenin yapılarak FETÖ/PDY tarafından istismar edilmiş kişilerin mağduriyetine sebebiyet verilmemesi, terörle mücadele sürecinin geleceği açısından son derece önemlidir.

2 kez görüntülendi

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ